Narin Güran cinayetini konu alan “Şeytantepe” isimli 140 Journos belgeseli, soruşturma ve yargılama sürecine ağır eleştiriler yöneltiyor. Kamera kayıtlarından dijital delillere, tanık ifadelerinden medya manipülasyonuna kadar birçok başlıkta “delillerin göz ardı edildiği ve yanlış bir kurgu üzerine hüküm kurulduğu” iddia ediliyor.
2024 yılında Diyarbakır’da öldürülen 8 yaşındaki Narin Güran’ın davası, yalnızca bir çocuk cinayeti değil, aynı zamanda Türkiye’de adalet sisteminin nasıl işlediğine dair tartışmaların da merkezine yerleşti. Cinayeti konu alan yeni belgesel, bu tartışmayı daha da derinleştiriyor.
Belgeselde ortaya konan iddialar, sıradan bir “soruşturma hatası” eleştirisinin çok ötesine geçiyor. İddialara göre, dosya daha ilk günlerden itibaren yanlış bir varsayıma kilitlendi; deliller bu varsayıma göre seçildi, bazı kritik bulgular ise ya görmezden gelindi ya da hiç araştırılmadı. Kamera kayıtlarının zamanında incelenmemesi, dijital verilerin çelişkili değerlendirilmesi ve çelişkili ifadelerin sorgulanmadan esas alınması gibi unsurlar, “maddi gerçeğe ulaşılmadığı” tezinin temelini oluşturuyor.
Aile üyelerine ağırlaştırılmış müebbet verilmişti
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29 Aralık 2025’te amca Salim Güran, anne Yüksel Güran ve ağabey Enes Güran hakkında “nitelikli öldürme” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onamıştı. Narin Güran’ın cesedini arabasına alarak dere kenarına sakladığı ortaya çıkan Sanık Nevzat Bahtiyar’ın eylemlerinin ise “Nitelikli kasten öldürmeye yardım” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin kararı oy birliğiyle bozmuştu.
Türkiye’nin hafızasına kazınan ve Diyarbakır’ın Tavşantepe köyünde sekiz yaşındaki Narin Güran’ın hayattan koparılmasıyla sonuçlanan trajik olay, 140 journos ekibi tarafından hazırlanan “Şeytantepe” adlı yapımla ekranlara taşındı.
Tüyler Ürperten İfadeler ve “Hayalet” Profili
Yayımlanan yapımda en çok dikkat çeken detaylardan biri, soruşturma aşamasında defalarca ifadesini değiştiren ve adeta bir “hayalet” gibi hareket eden Nevzat Bahtiyar. Belgeselde, Bahtiyar’ın sonradan verdiği ve kan donduran “İsteseydim Narin’i parça parça ederdim” şeklindeki sözleri, cinayetin ardındaki soğukkanlılığı gözler önüne seriyor. Belgesel ekibi, bu kişinin aile üyeleriyle görüşmek istese de herhangi bir geri dönüş alamadıklarını belirtiyor.
Medya Eliyle Yaratılan Cadı Avı
Belgeselin en sert eleştiri okları ise reyting uğruna olayı bir televizyon fantezisine dönüştüren gündüz kuşağı programlarına yöneltiliyor. Çalışmada, ekranlardan yayılan asılsız senaryoların toplumu nasıl galeyana getirdiği ve Tavşantepe köyündeki herkesin suçlu-suçsuz ayrımı yapılmaksızın nasıl çarmıha gerildiği işleniyor. Olayların bu kadar büyümesi karşısında asıl faillerin ve “köydeki hayaletin” yaşanan kaosu nasıl sessizce izlediği, gazeteci İsmail Saymaz, Serbestiyet editörü Onur Erkan, adli bilişim uzmanı Tuncay Beşikçi ve davanın avukatlarının analizleriyle desteklenerek izleyiciye aktarılıyor.
İsmail Saymaz DEM Parti’yi eleştirdi
Gazeteci İsmail Saymaz, Narin Güran cinayeti üzerinden HÜDA PAR’ı hedefe alan DEM PARTİ’ye isyan etti:
“Katiller Hizbullahçı, mizbullahçı dediler. Köyde en az oy alan parti HÜDA-PAR’mış. HDP köyde 2. parti.
DEM Partililer gelip insanların zihnini bulandırdılar. ‘Burası kontrgerilla köyü…’
Hani nerede kontrgerilla? Hadi söyleyin şimdi.”
İsmail Saymaz’ın bu çıkışına ek olarak soruşturmanın en kritik olduğu dönemde DEM PARTİ Heyetinin Narin Güran’ın mezarı üzerinde siyasi sloganlar atması ve Diyarbakır’da sözde Narin için yürüyüş düzenleyip HÜDA PAR aleyhine sloganlar attırması ciddi bir tepkiye sebebiyet vermişti.
Güran ailesine yeniden yargılama
Belgeselin en dikkat çekici yönü ise, cinayetin Nevzat Bahtiyar tarafından işlenmesine rağmen kolluk güçlerinin soruşturmanın başlangıcında kapıldıkları aile içi cinayet görüşünden dolayı, diğer aile üyelerinin boş yere tutuklandıkları iddiası oldu.
İsmail Saymaz DEM Parti’yi eleştirdi
Gazeteci İsmail Saymaz, Narin Güran cinayeti üzerinden HÜDA PAR’ı hedefe alan DEM PARTİ’ye isyan etti:
“Katiller Hizbullahçı, mizbullahçı dediler. Köyde en az oy alan parti HÜDA-PAR’mış. HDP köyde 2. parti.
DEM Partililer gelip insanların zihnini bulandırdılar. ‘Burası kontrgerilla köyü…’
Hani nerede kontrgerilla? Hadi söyleyin şimdi.”
İsmail Saymaz’ın bu çıkışına ek olarak soruşturmanın en kritik olduğu dönemde DEM PARTİ Heyetinin Narin Güran’ın mezarı üzerinde siyasi sloganlar atması ve Diyarbakır’da sözde Narin için yürüyüş düzenleyip HÜDA PAR aleyhine sloganlar attırması ciddi bir tepkiye sebebiyet vermişti.

